SÖZ SIRASI KADIN MÜDÜRLERİN: “TÜRKİYE’DE KADIN OLMAK ÇOK ZOR”
Büyükçekmece Belediyesi’ndeki müdürlüklerin dörtte biri kadın yöneticilere emanet. Bu, Türkiye genelinin çok üzerinde bir oran. Biz de kadının sosyal yaşamdaki yerini üç kadın müdürümüze sorduk ve birbirinden anlamlı cevaplar aldık.
Kadın ve erkek eşitliğini sağlamak adına ‘Eşit İşyeri’ ve Yerel Yönetimde Kadınları Güçlendiriyoruz projelerini hayata geçiren, ‘Cinsiyet Eşitliği Yerel Eylem Planı’nı uygulamaya koyan Büyükçekmece Belediyesi’nin kadın müdürlerine sorduk: Sizce, kadınların sosyal hayatta yaşadığı zorluklar neler? Büyükçekmece’de[1]ki kadınları, diğerlerine göre şanslı kılan etkenler ne? İşte cevaplar…

GÖZDE GÖÇMEN ÖZTÜRK / Tarımsal Hizmetler Müdürü
“TÜRKİYE’DE KADIN OLMAK ZOR”
Kadın denildiğinde akla ilk gelen başlık: Kadın Cinayetleri. Böyle bir sorun giderilip bitirilmeden kadınların hayatın içinde erkeklerle eşit sahne alabilmelerini mümkün görmüyorum. Türkiye’de kadın olmak zor, çok zor. Büyükçekmece ise modern ve güzel bir şehir. Belediye olarak da pozitif ayrımcılığı misyon edinmiş bulunmaktayız. Belediyemizin eğitim ve meslek kurslarıyla Büyükçekmece’de kadınlarımıza güç kazandırmaktayız. Ayrıca tarımsal faaliyetlerde girişimci olabilmeleri için, gerekli bilgi ve motivasyonu da kazandırma yönünde çalışmaktayız.
“KADINLARI GÜÇLENDİRMELİYİZ”
Türkiye genelinde, iş hayatındaki kadınların handikapları olduğunu düşünüyorum… Örneğin, aynı işi yapan kadın mühendis erkek mühendisten daha az maaşa çalıştırılıyor. İşe alımda da doğum, süt izni gibi durumlar göz önüne alınarak kadınlar ikinci plana atılıyorlar. Çalışma şartları ve konforu erkeklere göre daha az. Ayrıca, ekonomik krizden en çok etkilenenler de kadınlar. Ailenin gıda, giyim gibi ihtiyaçlarının karşılanmasının planlanması açısından en büyük görev kadınlarda. Tasarruf tedbirleri almak ve çocukları da bu konuda eğitip yetiştirmede de yine kadınlara büyük görev düşüyor. Bizzat ekonomi çarkının içinde yer almanın yanı sıra bahsettiğim bu görevler de yine kadınların omuzlarında. Şiddet noktasında ise kadınları güçlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Kadın, tek başına ayakta durabilen bir birey olabilirse, çaresi olduğunu bilirse, her türlü şiddete karşı kendini koruyabilir.
.jpg)
ŞİLAN ERASLAN Sosyal Destek Hizmetleri Müdürü
“İSTANBUL SÖZLEŞMESİ KADINI KORUYORDU”
Türkiye’de kadın olmak zor. Çünkü kadın hakları mücadelesi adına yapılacak çok şey, yürünecek çok yol var. Ancak bu alanda mücadelemiz elbette ki vazgeçmeden devam edecek. Büyükçekmecemiz ise Türkiye’ye oranla eşitlik açısından daha iyi durumda. Bunda ekonomik seviyenin ve eğitim seviyesin yüksek olmasının etkisi olduğu kanaatindeyim. Kadın hakları ve şiddet konusunda bilinç seviyesinin yükseltilmesi gerekiyor. İş hayatına girebilmek için de öncelikle eğitim almanız gerekiyor. Ancak resmi verilere baktığımızda kız çocukları ve erkeklerin eğitim fırsatına eşit ulaşamadıklarını görüyoruz. 30 Mart 2014 seçimlerinden sonra köylerin mahallelere dönüşmesi şöyle bir handikapa sebep oldu. Köylerde taşımalı eğitim için devlet desteği varken, mahalleler için böyle bir uygulama yok. Bu da aileleri, servis ücretlerinin yüksek olması nedeniyle evlatları arasında seçim yapmak gibi acı bir noktaya itti. Ve bu durumda tercih edilenler genelde erkek çocuklar oldu.
“PANDEMİ VE EKONOMİK KRİZ EN ÇOK KADINLARI ETKİLEDİ”
Bir diğer sorun ise çalışan seçerken kadınların hamilelik süreçlerinin iş gücü kaybı olarak algılanması nedeniyle erkek çalışanlara öncelik verilmesi. Ayrıca, eğitime sahip kadın ve erkeklerin aynı ücreti almadıklarını ve bu konuda kadınların ayrımcılığa maruz kaldığını görüyoruz. Pandemi sürecinde eğitimin online olması nedeniyle birçok annenin istihdam hayatından çekilmek noktasına itildiğini ve genelde işten ayrılanların babalar değil anneler olduğunu gözlemledik. Ekonomik kriz de kadınları direkt ve olumsuz biçimde etkiliyor. Kadın ister çalışsın ister çalışmasın; toplumda ev işleri, ev ekonomisinin yönetilmesi sadece kadının göreviymiş algısı mevcut. Bu nedenle krize karşı ailede dengelerin korunması gibi psikolojik durumlarla mücadele etmeleri gerekiyor. Ayrıca bu ekonomik krizde; iş yerlerinin küçülmeye giderken öncelikli olarak kadın çalışanların işlerine son verme şeklinde bir tavır aldıklarını görüyoruz. Temizlik, hasta bakıcılık gibi işlerde çalışan kadınlar da krizden büyük ölçüde etkilendiler.
“2022 BOYUNCA KADIN HAKLARINA YÖNELİK ÇALIŞMALAR YÜRÜTECEĞİZ”
Toplumdaki en büyük sorunlardan biri de şiddet. Ve biz bununla mücadele etmek durumundayız. İstanbul Sözleşmesi kadını, ev içi şiddete, partner şiddetine, mobinge, cinsel ve ekonomik şiddete karşı koruyan güçlü bir sözleşme. Bu sözleşmeden çekilme kararından sonra kadın hakları noktasında çalışan dernek ve vakıflar yerel yönetimler ile ilgili daha çok dirsek teması kurarak yerelden politika üretme sürecine girdiler. Bizler de toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimleri vererek toplumda farkındalık yaratmayı hedefliyoruz. 2022 yılı boyunca birçok noktada kadın hakları alanında çalışmalar yürüteceğiz. Büyükçekmece halkının da bu çalışmalara destek vereceğine inanıyoruz.

NESRİN GAZİHAN / Etüd Proje Müdürü
“İŞTEN ÇIKARMALARDA İLK TERCİH KADINLAR OLUYOR”
Türkiye’de ekonomiden siyasete sosyal hayattan demokrasinin gelişimine kadar her alanda kadınların önemli bir rolü olsa da kadın olmak zor. Erkek egemen toplum yapısı, gelenek görenekler kadının sosyal ve ekonomik hayatta birçok zorlukla mücadele etmesine neden olmaktadır. Yasaların kadınları yeterince koruyamaması nedeniyle kadına karşı şiddet, kadın cinayetleri her geçen gün artmakta ve her an ‘başınıza ne gelecek’ korkusuyla yaşamanıza neden olmaktadır. Büyükçekmece ilçesinde belediyemiz bünyesinde yer alan halk eğitim merkezlerindeki eğitimlerle, kadınlarımızı birçok alanda el sanatları, tarım, mutfak gibi üretime yönelik çalışmalara dahil ederek, onlara istihdam alanları oluşturuyoruz. Kadınlar, bir kıyı kenti olan Büyükçekmece’de gerek deniz kenarında gerek merkezde oluşturulan sosyal ve kültürel mekanlarda çocuklarıyla ve arkadaşlarıyla keyifli özgürce vakit geçirebilmektedir.
“EKONOMİK KRİZ KADINA ŞİDDETİ ARTIRIYOR”
Toplumda algılanan ‘erkek işleri’ ve ‘kadın işleri’ ayrımı nedeniyle, kadınlar sadece belirli meslek dallarında ilerlemekte ve görece yüksek ücretli, üst düzey işlere girmeleri zorlaşmakta. Bu ayrımın kadınların üzerindeki zorlaştırıcı etkisinden kurtulmak adına, bu işlerde çalışan kadınlara ilişkin toplumsal algının değiştirilmesi için, bilinçlendirme kampanyaları yapılmalı ve bu işlerde çalışanlara çeşitli teşvikler verilmeli. Ayrıca özel sektörde ve kamuda kendini gösteren ekonomik daralmanın ilk sonuçlarından biri işsizlik. İşten çıkarılmalarda her daim ilk gözden çıkarılanlar kadınlar oluyor. Yaşanan maddi sıkıntılar nedeniyle eşler arasında tartışmalar artıyor ve kadınlar daha fazla şiddete uğruyor. Krizin etkisiyle artan fiyatlar ve azalan gelir nedeniyle gıdaya erişim azalıyor. Bu da beslenme yetersizliğine ve dolayısıyla hastalıklara sebep oluyor.
“KADINLARIN BÜYÜK BÖLÜMÜ ÇALIŞAMIYOR”
Erkek egemen toplum yapısı nedeniyle ülkemizde eğitim seviyesinin hâlâ istenen düzeye gelmemesi ve ekonomik bağımlılığın kadına yönelik şiddetin varlığında önemli bir etmen olduğunu düşünüyorum. Yapılan araştırmalarda şiddete maruz kalan kadınların çok büyük bir oranının bir işte çalışmadığı ve bir gelirinin olmadığı görülmektedir. Kadınların gelir seviyesi yükseldikçe maruz kaldıkları şiddetin oranı düşüyor. Şiddeti uygulayana karşı kadınların güvenliklerinin sağlanamaması ve şiddet uygulayanların yeterince cezalandırılmamaları nedeniyle kadına karşı şiddetin önü kesilememektedir
0 YORUMLAR
Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...